Stilleri Tanıyın: Dekorasyonda Akımlar

İyi Fikir

Trendler iç mimaride de aynı modada olduğu gibi her sene değişiyor. Hatta mevsime bağlı olarak ciddi farklılıklar bile gösteriyorlar. Bu trendlere kaynaklık eden dekorasyon akımları ise temel özelliklerini korusalar da kendilerini güncelleyerek yaşam alanlarımızı şekillendirmeye devam ediyorlar.

Akımların birbirlerini mimarlık tarihinde hiç olmadığı kadar çok etkilediği ve sosyal medya sayesinde pek çok farklı uygulamalarının herkes tarafından ulaşılabilir olduğu bir çağda yaşıyoruz. Ancak bu zenginlik her zaman olumlu sonuçlar doğurmuyor. Hevesle alınıp kısa sürede bıkılan eşyalar ya da birbirlerine uyumsuz akımlardan etkilenerek girişilen eklektik düzenlemeler zaman ve para kaybına yol açan pahalı hatalara sebep oluyor.

Biz de bu tür sorunlar yaşamamanız için iç mekân düzenlemelerinde öne çıkan akımlara dair bir özet çıkarmak istedik.

Elbette bu paylaşımda ele aldıklarımıza dair yazılacak daha pek çok cümle ve başka dekorasyon akımı var. Ancak şimdilik sadece başlıca akımları karşılaştırabileceğiniz ilham verici bir giriş yapma amacını taşıyoruz.

Tasarımlarındaki işlevsellik ve estetiğin uygulamadaki sağlamlıkla birlikte anlam kazanacağı dekorasyon akımları hakkında daha kapsamlı paylaşımlarımızda buluşmak üzere…

1.MID–CENTURY MODERN

‘Mid–century modern’ dekorasyon akımı, 20. yüzyılın ortalarında seri üretimin gelişimiyle birlikte ABD ve İskandinav ülkelerinde ortaya çıktı. İlk dönemlerinde tasarımcılar bu üretim biçimine uygun plastik ve kontrplak gibi malzemelerle deneysel çalışmalar gerçekleştirdiler.

Son birkaç yıl içerisinde popülaritesi yükselen ‘mid–century modern’ tarzı hem üretildikleri yıllardan günümüze ulaşmış retro parçalar ve aynı tasarımların günümüz malzemeleriyle yeniden üretimlerinde hayat buluyor.

Mekândaki ışığı artırmak için büyük pencereleri evlerle birlikte düşünülen bu klasikleşmiş tarz, temiz çizgiler ve yumuşak kıvrımlar içeren organik, geometrik ve asimetrik formların dengeli bir karışımını içeriyor.

İşlevselliğin ve şıklığın önemsendiği ‘mid–century modern’ stilin, ışığı ön plana çıkartmak istediği için ilk çıktığı dönemde en iyi uygulamalarına büyük pencereli ve perdesiz evlerde rastlandığını söylenebilir.

2.ENDÜSTRİYEL

2000’lerin başlarında geliştirilen ve hâlâ etkisini sürdüren ‘endüstriyel’ dekorasyon akımı evlerin dışında ofis, kafe, mağaza ya da sanat merkezlerinde de sıklıkla uygulanıyor.

Zira akımın temeli artık kullanılmayan eski bir üretim tesisini ya da depoyu bir yaşam ya da çalışma alanına dönüştürmeye dayanıyor. Bu yapılırken de eskinin cazibesini öne çıkartabilmek için önceki kullanım alanından geriye kalan sıvasız tuğlalar, metal borular ya da merdivenler, beton kirişler, pencere ızgaraları oldukları halleriyle korunuyorlar. Hatta çoğu kez mekânın dönüştürülmesi için yapılan tasarımlarda bu unsurlara yepyeni ve yaratıcı bir dekoratif işlev yükleniyor.

‘Endüstriyel’ stilde tasarlanmış bir mekân doğal olarak kendine özgü bir dekorasyon, renk ya da aydınlatma tarzına sahip olmalı. Mekânın ruhu kaçınılmaz olarak bu unsurları da belirliyor.

Böylesi bir yaşam alanının herkese uygun olabileceğini söylemek elbette abartılı olacaktır. Ancak ‘endüstriyel’ dekorasyon akımının tadını alan bireylerin başka bir tarzda yaşamalarının çok da kolay olmayacağını rahatlıkla söyleyebiliriz.

3.CONTEMPORARY

‘Contemporary’ yani çağdaş dekorasyon akımına dair yapılabilecek en net tanım ‘bugüne dair’ bir tarz olmasıdır. Tam da bu yüzden değişkendir.

Birbirlerine karıştırılmaması gereken ‘modern’ ile farkı da burada yatmaktadır. ‘Modern’, geleceğin tasarımlarına yön ve ilham verir. Bugünün ‘çağdaş’ı yarının ‘eski’si olacaktır.

Bu açıdan geleceğe dönük belirsizlik içeriyor gibi görünse de varlığını sürdürebilmek ve kendisini yenileyebilmek için neyi ne şekilde uyarlayacağı hakkında net bir bakış açısına ve ilkelere sahip olmak zorundadır.

‘Contemporary’ dekorasyon akımı tanımı gereği genel moda trendlerinden beslenir. Kendi alanında hayat verdiği bu trendlerin yanısıra göz önünde tutması gereken diğer dinamikler toplumsal gelişim ve değişimlerdir. ‘Contemporary’ stil bir yandan tasarımlarında son teknolojiyi kullanırken diğer yandan uygulamada dünya çapında hızla yükselen duyarlılıkları dikkate alarak çevre dostu malzemelere yer verir.

4. GELENEKSEL

‘Geleneksel’ dekorasyon akımı, 18. ve 19. yüzyıllar başta olmak üzere geçmişten ilham alır. Ancak buradaki öncelikli kıstası ilham aldığı unsurların klasikleşmiş ya da diğer bir ifadeyle zamandan bağımsızlaşmış olmalarıdır.

Mekân düzenlemelerinde antikalara yer verdiği gibi, antika efektini başarılı bir şekilde yansıtan yeniden üretimlere de açıktır.

Klasik sanat eserleriyle bütünlenmesi gereken bu tarz, koyu renk ahşaptan, kadife ya da deri döşemeli gösterişli mobilyaları, mermer ürünleri, kristal avizeleri, yaldızlı ya da mücevher tonları, püskülleri içerir.

Ancak tüm bu ağır dekorasyon simetrik düzenleme sayesinde içinde yaşayanlara huzur verici bir sakinliği aşılamayı da başarır.

5. TRANSITIONAL

‘Transitional’ dekorasyon akımı, aslında birbirleriyle çatışan iki yaklaşımın verimli bir işbirliğini yansıtır. Tasarım olarak çağdaşlığı içerse de düzenlemelerde geleneksel unsurlara yer verir.

Farklı dönemlerden iç mimari öğelerinin en şıklarını seçerek bir araya getirmesi ‘transitional’ stile çok yönlülüğe çıkan bir özgürlük kapısı aralar.

Çağdaş bir duvar uygulamasının önündeki geleneksel mobilyalar, mekânda yaşayanların farklı ruh hallerine hitap eder.

6. İSKANDİNAV

‘İskandinav’ günümüz dünyasında en popüler dekorasyon akımlarından biridir. ‘Mid–century modern’ dekorasyon akımıyla önemli benzerlikleri vardır.

İskandinav ülkelerinin soğuk iklimi ve kış mevsimlerinin uzun geceleri, evlerin iç tasarımında da oldukça belirleyici olmuştur. Gösterişe fazla önem verilmese de konforlu mobilyalar, ışığı yansıtacak parlak beyaz duvarlar buna verilebilecek örneklerdir.

‘İskandinav’ iç mimari stilinde rahatlığa önem verilse de mümkün olduğunca sade ve düzenli bir düzenleme gerçekleştirilir.

Ahşap, pamuk ve yün kullanımı uzun süre uykuda kalan doğayı ve sıcaklığı ev ortamında hissedebilmenizi sağlar.

7. BOHEM

‘Bohem’ en eklektik dekorasyon akımlarındandır. Ancak kullanılan unsurların uyumsuzluğu bu akıma popülarite kazandıran bir avantaja dönüştürülmüştür.

‘Bohem’ stilinin çıkış noktası dünyayı eve sığdırabilme çabasıdır. Küresel bir gezginin seyahat tecrübelerinden biriktirdikleri, mekânda adeta kaotik bir harmoni yaratır. Bu harmoni konukları için bile içeri adımını attığı anda sıcak ve davetkâr bir atmosfer oluşturur.

Ayrıca antikacılar, retro ürünler satan dükkânlar, günümüzün gitgide küçülen global dünyasında internet üzerinden satın alabileceğiniz ürünlerle evinizi ‘bohem’ dekorasyon akımına uygun bir biçimde düzenleyebilirsiniz.

Yeter ki yıpranmış eşyalardan, egzotik aksesuarlardan, tüm renklerden, desenlerin karmaşasından ve doğal dokunuşlardan hoşlanıyor olun.

8. MODERN FARMHOUSE

‘Modern farmhouse’ dekorasyon akımı, tasarım, uygulama ve düzenlemede çağdaş çizgiler içerse de geleneksel çiftlik evlerinden de izler taşır.

Klasik yaklaşımı, endüstriyel ve rafine unsurlarla birleştirir. Gelenekselin sıcaklığını modernin konforunda yaşatır. Bu açıdan kentten uzakta kentin standartlarında yaşama beklentisine cevap verebilir.

Ahşabın ve doğal materyallerin kullanımı ‘modern farmhouse’ stilini bulunduğu coğrafyaya da uygun bir biçimde çevreye en dost stillerden biri niteliği kazandırır.

‘Modern farmhouse’, sadece çatıdan ibaret, duvarları olmayan A–frame mimarisiyle uygulandığında eşsiz bir yaşam deneyimi sağlar.

Bu deneyimi daha derinleştirecek olan önemli unsurlardan biri yaşam alanınızı sürekli zinde tutmanızı sağlayacak olan küçük çaplı da olsa bir marangoz atölyesidir. Ahşabın sürekli olarak ilgilenmeyi gerektiren bir malzeme olduğu düşünüldüğünde bu atölyenin önemi de daha çok anlaşılacaktır.

9. MİNİMALİZM

‘Minimalizm’ bağımsız bir dekorasyon akımı olarak düşünülse de aslında günümüzde diğer akımları da etkisi altına almıştır.

‘Minimalizm’ azla yetinmek değildir, fazlalıklardan arınmaktır. Bir yaşam alanında, ‘alan’ı değil ‘yaşam’ı esas alır. Bu açılardan bakıldığında tasarımı ve uygulaması düşünüldüğünden çok daha zor bir stildir.

Birkaç parça satın alıp dizmenin ötesinde şekil ve malzemede derinleşmeyi gerektirir. Çünkü bunlar esasen mekânın özünü oluşturmaktadır. Hepsinin orada o şekilde olmasının yaşamsal bir amacı ve kasıtlı bir sebebi olmalıdır.

Az renk kullanımının ve süslemelerin olmamasının zihninizi de sadeleştirmesi hedeflenir. Temiz ve net çizgiler, düzen ve açık alan hissi içine girdiğiniz anda ruhunuzu da etkileyecektir.

10. JAPANDİ

Japonya ve İskandinav ülkeleri coğrafi ve kültürel açıdan oldukça uzak görünebilir. Ancak iç mimari konusunda birbirlerini bütünleyen noktaları son dönemde sıkça duymaya başladığımız bir dekorasyon akımının doğmasını sağladı. Scandi akımının işlevselliği ile doğanın hem malzemelerinden hem de sadeliğinden beslenen Japon minimalizmi, Japandi ile birlikte kusursuz bir uyum sağladı.

Sakin, huzur verici renk tonlarının temiz çizgilerle birlikte kullanıldığı Japandi dekorasyon akımı için sürdürülebilirlik vurgusu ön planda. Bu yüzden ev bitkileri, el dokuması bir halı, ahşap ya da bambu aksesuarlar, el yapımı seramik ve cam objeler bu stile göre düzenlenmiş evlerde karşımıza çıkıyor.

Modernliği ve sağlamlığı simgeleyen İskandinav akımının Japonya’nın kendine özgü yaşam felsefesiyle bir araya gelişi, günümüzün tempolu dünyasındaki huzur ve dinginlik arayışını da işaret ediyor. Bu açıdan Japandi dekorasyon akımı yalınlığı ve fonksiyonelliğiyle önümüzdeki yılların trendlerinde de kendisinden sıkça söz ettirecek gibi görünüyor.