İki Stilin Buluşma Anları

Trendler

Yazar: Selmin Ünver Eser

Fotoğraf: Nismoz.com

Üstelik eski moda olmasına rağmen kıymetli saray tekstil ve aksesuarları ile yeni yaklaşımın eseri olan çağdaş mobilyalar bir araya geldi. Böylece iki bambaşka stil, Osmanlı ve modern, son derece başarılı şekilde buluştu.

Aslında birbirine çok zıtmış gibi görünen bu iki stil, modernin mesafeli duruşu, Osmanlı’nın mütevazı görkemiyle birleşince bambaşka bir şey oldu. Belki de başarısının sırrı burada saklı Dikkat isteyen konu ise, iki tarz buluşurken Osmanlı’nın modern eşyalara çok yakıştığı halde çok dozunda kullanılması gerektiği.

Aşırı kullanıldığında boğucu olabiliyor. Osmanlı esintisi taşıyan en gösterişli kumaşlarla, hatırı sayılır derecede kendini gösteren aksesuarlar bir araya gelmişse örneğin, sade mobilyalar seçilmeli.

Osmanlı, kendi gibi anlaşılması zor bir tarzla anılıyor; zarif, heybetli ama aynı zamanda mütevazı. Yurt dışında Osmanlı’ya ilgi büyük; ünlü tasarımcılar, modacılar Osmanlı’dan esinlenerek koleksiyonlar hazırlıyor. Ancak Osmanlı tarzı aslında belli bir zamana kadar içinde büyük mobilya barındırmayan, rahle, divan ve siniden oluşan bir eşya grubuyla var olmuş.

Esasen Osmanlı’nın ilk zamanlarında evler çadırlar gibi döşenmiş. Ahşap sandıklar, rahleler, sofralar, beşikler ve çekmeceler kullanılmış. Ahşap zanaatı Osmanlı’da her zaman büyük önem taşımış. Mihrap, mimber, rahle, kapı ve pencerelerde oyma ve kakma, el işçiliği her zaman el yapımı kıymeti görmüş, ancak evler her zaman büyük bir sadelik içinde, doğu mobilya düzenine sadık kalarak döşenmiş. Batı mobilyaları Tanzimat’tan sonra Osmanlı’nın günlük hayatına girmiş. Sandık yerine konsollar, minder yerine kanepeler, koltuklar, sini yerine masalar, sandalyeler, yer yatakları yerine karyolalar kullanılmaya başlanmış. Göründüğü kadar kolay değil, batının mobilyaları halk arasında zor kabul görmüş, ancak II. Ahmed, I. ve II. Meşrutiyet ile II. Abdülhamid dönemleri batılı mobilyaların Osmanlı’nın hayatına girişinde önemli zamanlar olmuş.

osmanli_dekor_hafele_evim_2

Bu yüzden şimdi Osmanlı stili denilen eşyaların büyük kısmı imparatorluğun ilk dönemindeki orijinal eşyalardan ilham almıyor; pek çoğu Osmanlı’ya yakıştırılıyor. Ve bu hava modern tarzla çok uyumlu şekilde birleşiyor. Böylece bir çeşit klasik olan Osmanlı tarzının ağır halinden eser kalmıyor. Tam tersine, objelerde, renklerde, aksesuarlarda ve desenlerde kendini göstererek modern tarzı tanımlıyor, mekanları zenginleştiriyor.

Sadece bizim evlerimize değil, yurt dışında modacıların stilistlerin koleksiyonlarına da konu olan Osmanlı, yıllardır olduğu gibi hep ilham veren bir zenginlik. Öyle ki, görkemi desenlerine, renklerine yansıyor. Marshall gibi Osmanlı’nın zengin yiyecek içecek kültüründen esinlenilerek yaratılan temalı seriler var: Lokum, Akide, Şerbet ve Kahve… Önemli Osmanlı motifleri hikayeleriyle pek çok koleksiyonda kullanıldı: Çintemani, Kündekâri, Balık Pulu, Zencirek, Nar, Lale ve Karanfil. Yurt dışında sergilenen koleksiyonlar değilse de, bizdeki Osmanlı tarzını tetiklenmesi ve yeniden popülerlik kazanmasını dizilere ve filmlere borçluyuz.

Doğruluğu ne kadar tartışılsa da, bol reytingli Muhteşem Yüzyıl dizisi zaten yükselmekte olan Osmanlı tarzına olan ilgiyi arttırdı. Çünkü Muhteşem Yüzyıl, Osmanlı’nın en şaşaalı döneminin giyim ve mekan tasarımlarını bugüne taşıdı. Sanat tarihçileri bazı detayların 16. yüzyılla bağdaşmadığını iddia etse de, dizinin dekorudaki motif ve temalar Osmanlı tarzına merak uyandırdı.

osmanli_dekor_hafele_evim_3

Fotoğraf: Pfgrenada.com

Osmanlı ile moderni buluşturmak için…

Tasarımcıların en çok kullandığı alanlar ve üretim yaptırdığı parçalar döşemelik kumaşlar, porselenler, halılar ve duvar boyaları. Şöyle bir araştırınca yer minderleri, küçük kahve sehpaları, mozaikler ve vitraylara da rastlamak mümkündü. Ancak bu iki tarzı buluşturmak, özellikle de Osmanlı dokunuşlarını evlerinde görmek isteyenler fikir sahibi olmak için müzeleri ve sergileri görmeliler. Çünkü ev çok kişisel bir alan; hiç kimse evin sahibi kadar doğru seçimler yapamaz.

Araştıranlar görecekler ki, Osmanlı’da en çok kullanılan mobilya derin sedirler, aksesuar bu sedirin üzerine atılan yastıklar, zemini giydiren ise el dokuması halılardı. Osmanlı’da ustalık ve zanaatârlık çok önemliydi; mermer, demir, bronz, bakır işçilikleri; hat, ebru, oyma, çini ve boyama sanatı çok değerliydi. Ayrıca günlük hayatta siniler, bakır ve toprak kaplar kullanılıyordu.

Modern ile Osmanlı’nın birleştiği tarzda mobilyaların tamamlayıcısı aksesuarlar Osmanlı’dan geliyor; çeşmibülbüller, rahleler, üfleme cam, sini sehpalar, el dokuması halılar ve kilimler, gümüşler, hatlar, minder ve yastıklar. Ama büyük mobilyalar Osmanlı’nın belli bir dönemine kadar zaten yok.

Bu durumda gösterişsiz mobilyalarla gösterişli objeleri birleştiriyoruz. Hatta ihtişamlı desen ve renklerle bu birleşimi taçlandırıyoruz. Böylece ortaya Osmanlı ile modernin daha genç ve geç bir buluşması çıkıyor. Bu buluşma ne kadar abartıdan uzak, Osmanlı’ya yakışan bir mütevazılıkla gerçekleşiyorsa, o kadar güzel oluyor.