DOĞANIN KUSURLU GÜZELLİĞİ: WABİ SABİ

İlham Al

İnsanın kendisiyle barışık olması son yıllarda sıkça duyduğumuz bir kavram. Bunun için öncelikle kendimizi tüm kusurlarımızla birlikte olduğumuz gibi kabul etmemiz gerek. Bunu yapamadığımızda kendimizle barışmak bir yana daha fazla çatışmak da gayet olası. Bu da zor baş edilebilir bir kısır döngü.

Bu duruma düşmemek için yapmamız gereken kendimizi doğayla, çevremizdeki insanlarla ve yaşam alanlarımızla bir bütün olarak değerlendirmek. Elbette onlarla da tüm kusurlarıyla birlikte barışık olarak ve barışık kalarak.

Uzak Doğu’nun derin felsefi ve kültürel mirasıyla şekillenen Wabi Sabi kusurlu olanla kurduğu ilişkiyi daha da ileri taşıyıp ondan bir estetik damıtıyor. Doğanın kusurluluğu oranında benzersizlik içeren özünden ilham alan bu yaklaşım, sanat eserlerinden dekorasyona dek pek çok uygulama alanına sahip.

Doğanın kusurlu güzelliğini modern hayata uyarlayarak iç huzuruna ulaşabilmenizi sağlayacak olan Wabi Sabi felsefesi ile bu felsefeyi yaşamınızda ve yaşam alanlarınızda nasıl uygulayabileceğinizi sizin için özetlemeye çalıştık.

1-KATLANMAK DEĞİL SEVEREK KABUL ETMEK

Zen Budizmi ile atılan temelleri Japon kültürüne entegrasyonuyla geliştirilen Wabi Sabi kendi kendimizi mahkûm ettiğimiz modern hayatın kaygı, gerilim ve memnuniyetsizliğine karşı formülü yüzyıllar öncesinden yazılmış bir iksir adeta.

Kelimelere dökmesi kolay ancak o kelimelerin ardındaki manayı çözmenin zaman aldığı bir formül bu. Zira güzellik kriterlerinin arşa çıkarıldığı bir çağda güzelliği kusurlu olanda arayan düşünsel bir yaklaşımın kendisine alan açması güç.

Bu manayı çözebilmenin ilk adımı güzelliğin, kusursuzluğun, mükemmelin takıntı düzeyinde ulaşılamaz bir noktaya taşınmasının kendimizi çirkin, kusurlu ve hasarlı olarak algılamamıza neden olduğunun farkına varmak.

Ruhumuz ve zihnimiz nasıl yapacağını tam olarak bilemese de tüm bunlara doğal ve yaşamsal bir içgüdüyle itiraz etme ihtiyacı hissediyor. Bu konuda beden olumlamadan sürdürülebilirliği esas alan alternatif hayatlara dek son yıllarda ortaya çıkan ve gelişen pek çok alamet var.

Mükemmel olarak pazarlananın sıkıcılığına karşı kusurları oldukları gibi kabul edip sevmek, hatta bu sayede kazanılan karakteristik benzersizlikten keyif almak yeri geldiğinde “üç günlük dünya” diye tanımladığımız hayatın tadını hesapsız ve önyargısız bir biçimde çıkarabilmenin anahtarı.

Elbette burada kast edilen kabul etmekle katlanmak arasında kalın bir çizgi var. Wabi Sabi bambaşka sonuçlar doğuracak olan bu iki yaklaşım arasındaki kalın çizgiye derin bir felsefi yaklaşım kazandırıyor.

2-DOĞAL VE DOLAYIMSIZ BAĞLAR KURMAK

Yaşam alanlarımıza verdiğimiz önemin, sevdiklerimiz ve dostlarımızla da büyük ilgisi var. Elbette onları en güzel şekilde ağırlamak, birlikte unutulmaz anları paylaşmak istiyoruz. Ancak bunun için dekorasyonumuzun tüm unsurlarının kusursuz olması şart değil. Bu anları ölümsüz kılmak için asıl gerekli olan kendimizi iyi hissedebilmemiz ve hissettirebilmemiz.

Evlerimiz ve dekorasyonları da birilerinin onu mükemmel görmesi için değil içlerinde mutlu ve huzurlu bir hayat sürdürebilmemiz için var olmalı. Evinizi bir ‘showroom’dan dekore etmekle bir ‘showroom’a dönüştürmeye çalışmak arasındaki önemli fark burada ortaya çıkar.

Kulağa garip gelse de bu açıdan dekorasyonda yer verdiğiniz nesnelerle kuracağınız bağ doğal olmalı. Bu da onların sizin için orada bulunduğunun farkına varmakla mümkün, sizin onları teşhir etmeniz için değil.

O nesnelerin tamamı dolayımsız bir yaşama hizmet etmeli. Bunun için de size kendinizi iyi hissettirecek bir şıklık, ihtiyaçlarınızı karşılayacak işlevsellik ve zamana karşı takvim niteliğindeki bir sağlamlık hem gerekli hem de yeterli görülebilir. Zaten tüm bunları hakkıyla karşılayan bir nesnenin kusuru dahi size elinizde olmadan güzel görünür. Yeter ki yaşam alanınızdaki unsurlarla doğal ve dolayımsız bağ kurmanın yollarını keşfedin.

3-DOĞALLIĞI DOĞAL BİR BİÇİMDE YAŞAMAK

Wabi Sabi’nin kendisine tüm kusurlarıyla esas aldığı doğaya dönüş çağımızın trendi. Bunda yukarıda da vurguladığımız gibi ruhumuzun ve zihnimizin mevcut işleyişe itirazı oldukça etkili.

Ancak doğallığı bir heves ya da gösterişle değil en doğal haliyle yaşamak gerek. Bunu gerçekleştirebilmek için de bir tür olarak parçası olduğumuz doğaya yabancılaşmayı kırabilmek son derece belirleyici. Zira meseleye sadece bir trend olduğu için geliştirilen derinlikli gibi görünen yapay yaklaşımların şehir hayatı içerisinde edindiğimiz bağımlılık yapıcı gündelik alışkanlıklar karşısında hiç şansı yok.

Wabi Sabi’nin işte tam da bu noktada benzerlerinden farkı belirginleşir. Çünkü doğal olanı ne yok edilecek bir şey olarak görür ne de idealleştirir. Onu tüm kusurlarıyla birlikte kucaklar. Bu yaklaşım insanın da doğanın bir parçası olduğu hissini geliştirip güçlendirir. Burada ne kadar incelikli olursa olsun fikirler ve taktikler karşılık bulmaz, sadece duyu, uyum ve ilham yeşerir.

4-İŞLENMEMİŞ MALZEMELERİN SAFLIĞINI HİSSETMEK

Son dönemde doğal malzemeler hemen hemen bütün dekorasyon akımlarında ve dönemsel trendlerde ön planda. Wabi Sabi anlayışını ev dekorasyonuna yansıtmanın da en etkili yollarından biri yine aynı şekilde doğal malzeme kullanımı.

Ancak Wabi Sabi’nin doğa ve onun kusurlu güzelliğine bakış açısı bu kullanıma farklı bir mana kazandırıyor. Doğuştan gelen kusurları gidermeye çalışmadan kabullenip kucaklayarak sevmeyi öngören Wabi Sabi’ye göre gerçekten doğal olan, işlenmemiş ham malzemeler.

Damarları düzensiz ahşap mobilyalar bunun önemli bir örneği. Böylece ahşabın dokusunu tüm doğal kusurları ve güzelliğiyle hissedebilmek mümkün.

Dokumalarda ise ham keten ya da pamuklu ham bez gibi doğal malzemeler tercih edilmeli. Doğallığı yaşam alanınıza en yalın haliyle taşımak için kumaş boyası kullanılanlar yerine kendinden renkli kumaşlar öne çıkarılmalı.

5-DOĞALLIĞI DA KUSURLARINI DA KENDİ ELLERİNİZLE ŞEKİLLENDİRMEK

Doğal olanın kusurlarındaki güzelliği esas alan bir akım için dekoratif aksesuarlar tek tip fabrikasyon değil el yapımı ürünler olmalı. Gerçek ve özgün olabilmelerini sağlayan da el yapımı olmaktan kaynaklanan kusurları.

Bunlardan herhangi birini kendi ellerinizle üretmeniz kusurları olduğu kadar o güzelliği de size ait kılıyor. Doğal kilden yapacağınız seramik bir çömleğin üzerinde yanlışlıkla bıraktığınız el iziniz aynı zamanda zamana attığınız bir imza. Wabi Sabi’ye göre bu kusurlu imza kendisine ev dekorasyonunuzun da baş köşesinde yer bulmalı.

Sadece sizin değil çocuklarınızın da bunu deneyimlemesi çok önemli. Ne kadar kusurlu olursa olsun kendisinin ürettiği ve her gün göreceği doğal bir ürün taze dimağlara küçük yaştan derinlikli bir bakış açısı kazandırmanın etkili bir yolu.

Elbette kast ettiğimiz çocuğunuzu seramik kursuna göndermeniz değil. Esas mesele dünyayı, insanları ve kendini keşif yolcuğunun, tüm güzellikleri ve kusurlarıyla bir bütün oluşturduğunu anlayabilmesinin yollarını geliştirmek. Wabi Sabi öğretisinin de nihai amacı tam da bu.

6-ZAMANIN YARATTIĞI KUSURLARI DOĞAL HAYATIN BİR PARÇASI OLARAK GÖRMEK

Wabi Sabi yaklaşımına göre kendini akışa bırakmak zamanı da kabullenmek demek. Tıpkı yüzlerce yıllık bir çınar ya da sonsuz doğal hayatın başlıca sembollerinden biri olan zeytin ağacı gibi. Oysa zamanın sonsuzluğu karşısında fidan oldukları günler daha dün sayılır.

Henüz asırlık olmasak da aynadaki suretimizle gençlik fotoğraflarımız arasında da benzer bir fark var. Ancak nedense bu konudaki algımız hiç de asırlık bir çınar hakkındaki olumlu hislerimiz gibi değil.

Wabi Sabi bakış açısıyla zamanın sebep olduğu, insanın cildinin kırışması gibi kusurlar da doğal hayatın bir parçası. Bu tutum dekorasyona epriyen halılardan yıpranan objelere kadar geçen zamanın kolaylıkla okunabildiği eşyalardaki güzelliği görebilmeyi sağlıyor.

Bu gözle dekorasyonda yer verebileceğiniz Vintage ürünlerin son yıllarda büyük rağbet görmeye başlamasını bir de bu açıdan yorumlamak konuya dair ufuk açıcı bir tecrübe. Ve tecrübe dediğimiz şey soyut zamanın gündelik dilimize en güzel tercümesi.

7-YAŞANMIŞLIKLARIN ALTINI ÇİZMEK

Zamanın yarattığı kusurlar hep doğal yollarla gerçekleşmez. Düşme ya da çarpma nedeniyle çatlayan bir vazo ya da kırılan bir fincan da artık kusurlu sayılır. Böylesi bir durumda önümüzde iki yol belirir. Kusurlu olan ya yepyeni bir ürünle değiştirilir ya da o kusur giderilirken estetik bir biçimde belirginleştirilerek daha da güzelleştirilir.

Bu durumdaki tercihiniz vazo ya da fincanla ilgili gibi görünse de aslında hayata bakış açınızla ilgili. Wabi Sabi’nin en kıymetli yansımalarından biri olan ‘kintsugi’ size bir tür tamir usulünün ötesinde o hayatın nasıl yaşanabileceğine dair alternatif bir kılavuz sunuyor.

Japon kültüründe çay içmek törensel bir hava taşır. Her şeyin en ince ayrıntısına kadar planlandığı bu seremonide dahi kusurlu olanın güzelliğinden hiçbir şey kaybetmemesine özen gösterilir.

Çatlamış bir fincan ‘kintsugi’ye uygun bir şekilde altın tozu karıştırılmış reçine ile tamir edilir. Bu işlem sırasında kırık ya da çatlak gizlenmeye çalışılmaz. Tam tersi yapıştırmak için kullanılan malzemeyle öne çıkartılır. Böylece ne kadar yıkıcı olursa olsun bir hayat zenginliği olarak yaşanmışlığın altı çizilir.

Meselenin sadece bir fincan olmadığı aşikâr. Dışarıdan her zaman ilk bakışta görülemese de ömrümüz boyunca ruhumuzda iz bırakan pek çok olay geliyor başımıza. ‘Kintsugi’ bir yandan da bunlarla nasıl baş edeceğimizi işaret ediyor.

Bunu başarabilmenin vaat ettiği tek bir şey var; kırık bir vazodaki kır çiçeklerinin içimizi ferahlatan kokusu.

 

***

Wabi Sabi zamanın ötesinde bir bilgelik taşır. Bu açıdan algılanıp uygulanması hem zor hem de kolaydır. Zordur çünkü tam bir keşmekeşe dönüşmüş olan günümüz modern hayatında doğallığı tüm kusurlarıyla bütünlüklü bir güzellik olarak hissetmeyi gerektirir. Kolaydır çünkü doğaldır.

Bu yaklaşımı bir kere içselleştirdiğinizde kendinizle ve çevrenizle bağ kurduğunuz her an huzuru ve mutluluğu tadacaksınız. O zamana kadar okuduğunuz tüm bu satırlar bir yana ihtiyaç duyduğunuz zaman içinizden tekrarlamanız gereken tek bir şey var; “hiçbir şey sonsuza dek sürmez, hiçbir şey bitmez, hiçbir şey mükemmel değildir.